YİNE HAZAN MEVSİMİ GELDİ –  ARİF TECAHÜL

Efendim, pek severim o şarkıyı; sözleri beni derin hülyalara gark eder:

“…  Yine hazan mevsimi geldi
      Yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek
      Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde
      Hicranını yalnız başına çekecek
      Hüsranını yalnız başına çekecek…”

Şöyle bir düşününce son yıllarımızın hiç bitmeyen bir hazan mevsimine devşirildiğini görüyorum. Oysa şarkının müstesna sözleri yılın sadece dört ayını ifade etmek üzere merhum üstat Şekip Ayhan Özışık tarafından yazılmış. Demek ki, o vakitler hazan mevsimi gelir de geçermiş…

Mecmuamızın bir evvelki nüshasında mütekaitlerin sayın hükümetimizin tatbik ettiği siyasete layık şekilde reva görülen yedi bin beş yüz lira tekaüt maaşıyla sürüm sürüm süründürüldüklerini izah etmeye tevessül etmiştim.  Müşkül vaziyetteki Fethiyeli mütekaitlerin her Salı akşamüzeri ikindi vaktinde Kültür merkezi önünde nümayiş yaptıklarından bahisle, hassasiyet sahibi hemşerilerimizin de bu nümayişe icabet etmelerinin isabetli olacağını işaret etmiştim.

Olsun, davete icabet eden sayısı fazla miktarda artmasa da ilelebet nümayişin devam edeceği hususunda azimkar olunduğu aşikardır. Hatta, memleketimizin her güzide köşesinde benzer nümayişlerin yapıldığına dair havadislerin kulağımıza gelmesi tüm mütekait camiasını mutlu etmektedir.

Efendim, önümüzde mahalli seçimler var. Öncesinde ağzımıza muhakkak ki küçük miktarda birer parmak bal çalınacaktır. Ama emin olun hanelerimizde iktisadi olarak bir rahatlama tesis etmeyecektir. Evvela biriken borçların alacaklıları tarafından tahsilat yapılacağı için o zammın pek hayrını görmek mümkün olmayacak, akabinde yağmur gibi gelecek olan zamlarla her şeyin fiyatı yükselecek, bizler yine müşkülatımızla baş başa bırakılacağızdır.

Heyhat! Senelerce canlarını dişlerine takıp çalışan mütekaitlere görülen reva bu mudur? Onların insanca yaşamaya hakları yok mudur? Bize bu zulmü gösterenler hiç mi mütekait olamayacaklar? Valideleri, pederleri de mi bu yoksulluğa müstahak?

Ey Arif Tecahül, ümitsiz misin? Diye sorarsanız, “ya ümitsizsinizdir ya da ümit sizsinizdir” diye cevap vermeyi tercih ederim. Memleketimizin bütün mütekait evlatları müşterek gaye uğruna bir arada hareket ettikleri gün iktisadi tabloyu bu vahim hale getirenlere, dirlik ve düzenimizi bozanlara, hakkı ve adaleti yok edenlere sandıkta fena bir ders verebilirler. Latife yapmıyorum, on beş milyon mütekaidin gücünden, kuvvetinden bahsediyorum.

Bazen hissiyatımız yanılabilir. Ama matematik yanılmaz. On beş milyon mütekaidin birer de sevenini bu hesaba katarsanız…

Yorum, görüş ve önerileriniz