ANKA KUŞUNUN PEŞİNDEKİ ADAM: D.H. LAWRENCE – ÖNDER ATAY

David Herbert Lawrence (1885-1930) kırk beş yaşında hayata veda ettiğinde ardında roman, öykü, şiir, gezi, mektup, deneme türünde çok sayıda kitap ve tiyatro oyunu bırakmıştır. Mina Urgan, D.H. Lawrence adlı inceleme kitabında Lawrence’ın 20. yy.ın ilk yarısında işçi kökenli tek önemli İngiliz romancısı olduğunu yazar. Yirmi beş yaşında öğretmenliği bırakarak yazmaya başlayan D.H. Lawrence, kısa yaşamında dünya edebiyatına Lady Chatterley’in Âşığı, Oğullar ve Sevgililer, Gökkuşağı ile Âşık Kadınlar gibi başyapıtlar armağan etmiştir.



Bu yazının ortaya çıkma süreci, Şavkar Altınel’in Tetikçiyi Beklerken adlı kitabını okumamla birlikte başladı. Altınel, D. H. Lawrence’ın yapıtları arasında kendisine en fazla zevk ve avuntuyu verenin, gezi kitabı İtalya’da Alacakaranlık olduğunu söyler. Altınel’e göre Lawrence’ın başyapıtı bu kitaptır.
Şavkar Altınel, bu düşüncesini ortaya koyarken Geoff Dyer’in Bir Hışımla isimli kitabına da gönderme yapar. Dyer ise Lawrence’ın başyapıtının yine bir gezi kitabı olan Deniz ve Sardinya Adası olduğunu iddia eder. Dyer, adaya yaptığı gezi sırasında Lawrence’ın hiç not almadığını dile getirerek birkaç hafta sonrasında da kitabını yazdığını söyler. Dyer’e göre kitabın not-vari havasının nedeni, notların yokluğudur. Bu nedenle onun Lawrence kitapları arasında en sevdiği eseri Deniz ve Sardinya Adası’dır.
D.H. Lawrence, ülkesi İngiltere dışında geçen ve yirmi yıl süren göçebe hayatı sırasında gemilerle dünyanın çevresinde dönmüş; Avrupa’dan Seylan’a oradan Avustralya’ya, sonrasında da ABD ve Meksika’ya gitmişti. Lawrence diğer yapıtlarının yanında dört de gezi kitabı yazdı. 1916’da İtalya’da Alacakaranlık, 1923’te Deniz ve Sardinya Adası,1927’de Meksika’da Sabahlar, ölümünden iki yıl sonra da Etrüks Mekanları yayımlandı.
Yeryüzünü oradan oraya gezen Lawrence’ın en uzun kaldığı yer İtalya oldu.
Neden İtalya? Yoksa doğanın güzelliğini ve insanın sıcaklığını orada mı bulmuştu? Yurdu İngiltere’den neden uzaklaşıyordu? Bunların yanıtını Lawrence’ın iki gezi kitabı ve mektuplarında arayacağız.
“İtalya’da Alacakaranlık’’

İtalya’da Alacakaranlık kitabında yer alan deneme tadındaki gezi yazıları, 1912-1915 yılları arasında kaleme alınmıştır. Dönem, savaş tehdidinin ve savaşın yoğun şekilde yaşandığı yıllardır. Ülkesi İngiltere’nin savaşta kiminle ittifak yapacağının belirsiz olduğu koşullarda Lawrence, geçimini sağlamak için bazen yollarda yazdığı yazılarını İngiltere’ye göndererek basılmasını sağlamıştır. Birbirinden bağımsız olarak okunabilecek bölümlerdeki ana tema Avrupa’nın bir alacakaranlığa doğru ilerlemesidir. Alacakaranlığın kendini iyice gösterdiği bölümlerde, Avrupa’nın kuzeyi ve güneyi arasındaki karşıtlık bütün açıklığıyla ortaya çıkar. Kitapta farklı kültürlerdeki insanlar arasındaki ilişkiler anlatılırken, bilinçli bir gezi yazarlığı da kendini gösterir.
Şavkar Altınel, yine Tetikçiyi Beklerken’de, bir gezi kitabının edebiyat olabilmesi için, anlatılan yolculuğun basit bir olaylar ve olgular dizisi olmaktan çıkıp yazarın kendisiyle, hayatlarımızla, dünyada oluşumuzla ilgili bir metafora dönüşmesi gerekliymiş gibi geliyor, diyerek bana göre Lawrence’ın İtalya’da Alacakaranlık kitabında yakaladığı çizgiyi de betimliyor.
Felsefi bakış açısından oldukça zengin içeriğe sahip olan denemeler, yazarın kendine yabancı yaşam biçimleri üstüne gözlemlerini de ayrıntılarıyla yansıtmaktadır.
‘‘Deniz ve Sardinya Adası’’

Deniz ve Sardinya Adası şu satırlarla başlar: Gitmek insana temel bir ihtiyaç gibi gelir. Dahası, belirli bir yere doğru gitmek… O halde iki ihtiyaç birden söz konusu: Gitmek ve gidişin nereye doğru olduğunu bilmek.
Kitapta Lawrence, Sicilya’dan Sardinya/Sardunya’ya 1921’in ilk günlerinde yaptığı on günlük geziyi anlatır. Hayatın çok güzel olduğunu söylediği Sicilya’dan bir anda kaçma isteği duyar. Neden gitmek zorunda hissettiğini sorgular bir yandan da. Belki de kaçıp gidilmesi gereken şey Etna’dır onun için.
Yoksul Sardinya’nın kırık dökük otobüslerle ulaşılan iç bölgelerini, çorak tepelerini, kasvetli köylerini anlatır. Sicilya’daki çekiciliği burada bulamaz. Sardinya onun için çıplak, yalın, soğuk ve sarıdır. Pişmiş bir makarna gibi kilometrelerce uzunlukta hassasiyetin her şeyin etrafını kapladığı İtalya’ya benzetmez burayı. Hassasiyetin Sardinyalıların yaygın bir özelliği olmadığına sevinir. En azından Sicilyalılara göre iyi niyetli bulur onları. Lawrence’a göre Sardinyalılar daha dışa dönük, insancıl ve açık sözlü, Sicilyalılar ise daha yapış yapış ve hilekârdır.
Lawrence, çok sevse de İtalya’nın insanı her gün öfkelendirecek bir yer olduğunu çelişkili bir biçimde rahatlıkla yazabiliyordu. Belki de bulunduğu yerin korkunçluğu üzerine söylenmek ona edebi bir zevk veriyordu. Modern İtalya ruhunu, cahillere karşı sonsuz bir acıma duygusu beslediği için kınıyordu. Bu sadece gevşeklikti ve acıma duygusu cahilleri daha da cahil yapıyordu.
Gezinin sonunda yeniden Sicilya’ya dönerken Lawrence, Sardinya’yı sanki yazgısı hiç olmamış gibi zamanın ve tarihin dışında bırakılmış bir yer olarak değerlendirir.
‘‘Lawrence’ın Mektupları’’

Bu mektuplarda Lawrence, bir bakıma yaşamını yazmış, kendi portresini çizmiştir. Kısaca, Lawrence mektuplarındadır. Ailesi, yazma serüveni, sansüre uğrayan kitapları, sanat, siyaset ve dünyayı saran savaş üzerine düşünceleri; hepsi mektuplarında ayrıntılı olarak yer alır.
İngiltere’den uzaklaşma isteğinin yanıtını da yine mektuplarında buluyoruz.
Son yıllarında onu yakından tanıyan ve kitaba önsöz yazan Aldous Huxley’e göre bir kaçış
ve arayıştı bu yolculuklar. İçine doğduğu sanayileşmiş İngiliz toplumunun maddi ve manevi çirkinliklerinden kaçıyor, uyum içinde yaşayabileceği bir toplum arıyordu.
Bir dostuna 28 Kasım 1915’te şöyle yazar Lawrence: Ne insanlığın ne de insanlık dışılığın olduğu, salt kuşların ve hayvanların bulunduğu bir ülkeye gitmek isterdim. Bu yaşam, bu otuz yıl bitti, sona erdi, bir kenara konuldu, unutuldu ve yeni bir doğuşa çevrildi. Yeni bir cennet, yeni bir dünya, yeni bir yürek ve ruh olmalı. Hepsi yeni olmalı; saf bir yeniden doğuş.
Huxley, Lawrence’ın kaçışını ve arayışını meyvesiz bir girişim olarak değerlendirir: Ne sıla özleminden ne de sorumluluk duygusundan kaçabiliyordu. Benimseyebileceği bir toplum da bulamıyordu. Bir tür umutsuzlukla, kendisini çevreleyen gizemin derinlikleri içine batıyordu.
Psikolojik yalnızlığı, insan bedeninde fiziksel yalnızlığı arayışıyla sona erecekti.
Lawrence’ın bazı kitapları ölümünden yıllar sonra özgürleşmiş olsa da onlar hâlâ Anka kuşunun peşindedir.
İtalya’da Alacakaranlık – D.H. Lawrence / Notos Kitap
Deniz ve Sardinya Adası – D .H. Lawrence / Zeplin Kitap
Lawrence’ın Mektupları – D.H. Lawrence / Düşün Yayınevi




