NELER ÇEKTİM NELER / İTALYA / VENEDİK – METİN DENİZMEN
RESSAM TİNTORETTO’NUN SOKAĞINDA BİR OSMANLI HEYKELİ VE ENTELEKTÜEL FAHİŞE VERONİCA

Venedik’e dün akşam geldim, yorgundum. Ancak oda arkadaşlarım Japonların gevezeliği bitmeyince kısa uyanıp uyanmalarla geçti gecem.
Pembe renkli duvarlara ilk ışıklar vururken kalktım, giyindim ve sisler içinde tam bir Ortaçağ kentini andıran Venedik kanalları arasında soğuktan ürpererek dolaşmaya başladım.
Hafif esen rüzgârda, evlerinin önüne araçlarını park etmişçesine minik kanallara bağlanmış küçük tekneler sahiplerinin işe gideceği saati beklerken hışırdayarak sürtünüyorlardı bağlandıkları halatlara.

Girdiğim bir sokakta, eski bir binanın köşesindeki nişin içinde kocaman kavuğu ile bir Osmanlı heykeli çıkıverdi karşıma. Hiç beklemediğim için şaşırdım.
Sokak, adını ünlü Venedik’li ressam Tintoretto’dan alıyor ( Via Tintoretto ). Tintoretto, Rönesans resim ekolünde yer alan ve pek çok kilisenin duvarlarını süsleyen müthiş bir ressam.

Muziplik bu ya, evinin kapısındaki yazıda O’nun aile amblemini görünce, pek çok ünlü ressam gibi Tintoretto’nun da resmettiği ve Büyük Kanal üzerindeki San Giorgio Maggiore Kilisesi salonunu süsleyen “İsa’nın Son Akşam Yemeği“ tablosundan çok, Venedik’in Soylu Fahişesi Veronica Franco için yaptığı portreler geldi aklıma.
İtalya kiliselerinde yer alan resimlerinin listesini yazarsam çok uzar, sıkılır yazımı da okumazsınız.

Ardından, Veronica Franco’nun uzun süren bir Osmanlı – Venedik Savaşı’nda mesleğini icrâ ederek savaşın seyrini değiştirdiği dönemi hatırladım.
Bu savaşa geçmeden, Soylu ve Namuslu Fahişe olarak yüzyıllardır dillerden düşmeyen Veronica’dan bahsedeyim biraz; kolay değil, dönemin 100.000 nüfuslu Venedik’te 12.000 kayıtlı fahişe bulunduğu halde, 1565 yılında yayınlanan (o zamanlar hovardalar fahişelerini kataloglardan seçiyor olmalı) Fahişeler Kataloğunda ilk sayfada yer alarak şöhretine şöhret katmıştı.

Çok iyi eğitim almış, feminist hareketin öncülerinden olmuş, yirmi yaşına gelmeden kentin önde gelen entelektüel ve yazarları ile düşe kalka kültür hazinesini de tıka basa doldurmuş olan Veronica, bir yandan da erotik şiirler yazmakta, fahişelik mesleğinden gurur duyduğunu söyleyerek kendisiyle birlikte olacakları nasıl mutlu edeceğini anlatmaktaydı.

1570 yılında erkek kardeşi Osmanlı’lar tarafından kaçırılınca, müşterisi olan Fransa Kralı hovarda 3. Henry’i kışkırtarak, Fransız Ordusunu savaşa dâhil ettirdi ve kenti kuşatan Osmanlılar bozguna uğradı.
Bu fırtınalı yaşam kırk beş yıl sürdü. 1992 yılında Chicago Üniversitesi bu kısa ve fırtınalı yaşamı tez konusu yaptı, hakkında pek çok kitap yazıldı ve sinemaya aktarıldı.
Samanlık, âşıklara başka atlara başka şeyler ifade edermiş.

Âşıklar kenti Venedik kanallarında kucak kucağa serenat yapanlar bir yana, daracık bir sokakta karşıma çıkıveren bir Osmanlı heykeli, Entelektüel Fahişe Veronica Franco’dan geçerek Osmanlı-Venedik Savaşı’nın baş aktörü Sultan 2. Selim’in fırtınalı hayatına kadar sürükledi beni.
2. Selim’i tanımayanınız var mı bilmiyorum, ben fısıldayayım yine de; İki kardeş ve altı yeğenini öldürüp tahta çıkarak sefalar süren (nam-ı diğer Sarı Selim veya Sarhoş Selim), Harem’de halvet eylemek üzere cariye kovalarken ayağı kayıp düşerek terk-i diyâr etmiş. Peçevî tarihinin yalancısıyım affola…
Neyse, fahişemize şükranla ayrılalım, aşklar olsun aşıklar olsun sana Veronica…




