DEMOKRAAASİ – ARİF TECAHÜL

Muhterem okurlarım,

Can-ı gönülden temennim odur ki, memleketimin aziz evlatları demokrasinin herkes için en hayırlı idare şekli olduğunun idrakine varsın. Gel gelelim, demokrasiyi fevkalade duhul eylemiş faniler bile bir zaman tereddütte kalıp, cemiyeti alakadar eden konularda ekseriyetin kararlarına uymaktan imtina ediyorlar.  

İbrahim Akçam’ın güftesini yazıp, Fehmi Tokay’ın devri-hindi usulünde ve rast makamında bestelediği eseri pek severim. Güftesi şöyle:

Gönlümün ezhar icinde gül gibi dildarı var
Neyleyim her sevgisinde bir yığın ağyarı var
Gül sevenler katlanır harın dilazar cevrine
Her gülün bir goncası, her goncanın bir harı var…

Bugünün Türkçe mealine gelince:

Gönlümün bahçesinde gül gibi güzel bir sevgili var

Ama ne yapayım, her sevgisinde bir sürü yabancı (rakip, engel) var.

Gülü seven, dikeninin can acıtan eziyetine katlanır

Her gülün bir goncası, her goncanın bir dikeni var…

“Quel alaka” diyecekseniz, hele bir dinleyin bu fakiri!

Demokrasiyi bilim çevreleri şöyle mütalaa ediyorlar:

Siyasal murakabenin doğrudan doğruya halkın ya da tertipli fasılalarla halkın hür olarak seçtiği temsilcilerin elinde bulunduğu, içtimai ve iktisadi durumu ne olursa olsun tüm yurttaşların eşit sayıldığı idare şekli”.

Pekâlâ, bir de “mahalli demokrasi” neymiş ona bakalım:

“Mahalli demokrasi, demokratik kıymetlerin mahalli idareler için varid kılınması, halkın karar süreçlerine doğrudan ya da temsilcileri vasıtasıyla iştirakidir”.

Efendim, yukarıda arz ettiğim eserin güftesinin sanki demokrasiyi terennüm eder gibi olmasından müteessir oldum.

Gülü seven, dikeninin can acıtan eziyetine katlanır

Her gülün bir goncası, her goncanın bir dikeni var”

Teşbihte hata olmaz. Bu mısralardaki goncayı demokrasiye, harı; yani dikeni ise ekseriyetin kabul ettiklerinin her zaman gönlümüzden geçen fikir olmadığına benzetiyorum. Gül goncasına dikenine rağmen katlanıp, sevmez miyiz?

O vakit, –beğenilmese bile– ekseriyetin kabul ettiklerine hürmet ve tahammül edilmesi demokratik bir zaruret olarak görünüyor.

Bu durum doğru bildiklerinizden imtina etmeyi zaruri kılmaz. Tam aksine, doğru bildiklerinizi ekseriyete mükemmel şekilde ifade edemediğinizi ve onları ikna edemediğinizi ikaz ederek, bundan böyle farklı metotlarla doğru bildiklerinizi ekseriyetin de müdafaa edeceği şekilde ifade etmenizi hatırlatır.

Cemiyetin her kademesinde demokrasinin dikenine tahammülsüzlük, müşterekler konusunda bir arada bulunma fırsatını da imha ediyor. Oysa, zamanımızın en mutena fırsatlarından birisi, müştereklerin peşin hükümlü olmadan birbirlerine omuz vermeleri olduğu hususunda irade sahibi olmalarıdır.

Bunun da yolu, müşterekleri karar alma mühletine dahil etmekten geçiyor. Aksi halde tatbikatta yapayalnız, biçare kalınır efendim…

Ne demiş aziz Güftekar İbrahim Akçam?

Gülü seven, dikeninin can acıtan eziyetine katlanır

Her gülün bir goncası, her goncanın bir dikeni var…”

2

Yorum, görüş ve önerileriniz