3d render of home appliances collection set

BİLİMKURGU – BİRİSİ FİŞİ ÇEKİNCE – NACİ DİNÇER

Eğer yapacak bir işim yoksa, sabahları erken kalkmayı sevmiyorum. Ama planlı bir işim varsa, uyanmak için saat kaç olduğunu önemsemem. Bunun tembellik mi yoksa fırsatçılık mı olduğuna karar veremiyorum. Oysa tanıdığım dostlarım, yakınlarım sabah işleri olsun olmasın erkenden kalkarlar. Rutin bir hareketlilik içinde olduklarını, her gün bıkmadan usanmadan aynı şeyleri yaptıklarını biliyorum.

Eğer dünyada her şey olduğu gibi devam edecek olursa, kimse hayatımızın olağan akışına müdahale etmezse, sevdiğim bir dostumun sıradan bir gününün özeti gibi yaşar gideriz. O, şöyle yaşıyor sıradan bir günü:

  • Tan yeri ağarınca (yani sabahın köründe) gerine gerine uyanır. Bir kez gözünü açtıktan sonra uykuya geri dönüş ihtimali yoktur. Yatağından kalkar ve günlük mesaisine banyonun elektrik düğmesine basarak başlar. Aynanın karşısına geçer, lavabonun musluğunu çevirir, elektrikli traş makinesi ile sakalını keserek hijyen ve temizlik sürecini başlatır.
  • Mutfağa yönelir. Elektrikli semaverin suyunu tamamlar, demliğine kuru çayı koyar ve semaverin güç düğmesini “on” pozisyonuna getirir. Buzdolabının kapısını açar ve kahvaltılıkları çıkartır. Bir yumurta alıp, elektrikli yumurta pişiricisinin içine biraz su ile birlikte bırakıp, onun da güç düğmesine basar. Sıra kahvaltısının olmazsa olmazı; kaşarlı tostunu hazırlamaya gelmiştir. Özenle seçtiği iki dilim ekmeğin arasına kalınca bir dilim kaşar peynirini koyar, tost makinasına yerleştirir, ısıtma derecesini ayarlayıp güç düğmesine basar.
  • Sofrayı keyfince eksiksiz kurar, elektrikli semaverde kaynayan suyun bir kısmını demliğe koyup, bekleme moduna alır. Cep telefonunun saatine bakar, 8 dakika sonra çayın demlenmiş olacağını hesap edip, tost ve yumurta makinelerini kontrol eder. Yumurta ve tost hazır olduktan sonra onları servis tabağına alıp, kupasına çayını koyar. Masaya servisi yaptıktan sonra, oturmadan televizyonda bir haber programını açar. Genellikle içi kararır…
  • Kahvaltı bitince kalkar, kirlileri bulaşık makinesine yerleştir. Bugün yapılacak bir iş ve gidilecek bir randevu olup olmadığını cep telefonunun ajandasından kontrol eder. Bütün gün evdedir ve ev işleri onu beklemektedir. Nerden başlasam diye düşünür ve derhal elektrikli süpürgeye yönelir. Evi süpürürken “acaba uygun fiyata bir otomatik çalışan elektrikli robot süpürge mi alsaydım?” diye düşünür.
  • Süpürgeye ara verip, çamaşırları çamaşır makinesine koyar ve hızlı yıkama modunda çalıştırır.
  • Süpürgeyi bitirip, elektrikli cezvede bir kahve pişirir ve dinlenmek için kahvesini alıp, koltuğuna oturur. Cep telefonundan önce SMS mesajlarını kontrol eder. Gerekenlere yanıtlarını yazar. Sonra WhatsApp uygulamasını açar ve gelen mesajları kontrol eder. “Günaydın” mesajlarına yanıt verir, göndermeyen yakınlarına kendisi mesaj gönderir. Guruplarının davetlerini ve katılabileceği etkinliklerini telefonundaki ajandaya kaydeder. Facebook, Instagram ve diğer uygulamaları da sırasıyla kontrol ederken kahvesini keyifle içer.
  • Sonra çalışma masasının başına geçer. Laptopunu açar, internete bağlanır ve önce elektronik postalarını kontrol eder. Gerekli posta yazışmalarını yapar ve aklına takılan bir yemek tarifini almak için Google’den yardım ister. Tarifi copy/paste yaparak bir Word dosyasına aktarır ve bilgisayarının masaüstündeki “yemek tarifleri” klasörüne koyar.
  • Bir süredir üzerinde çalıştığı tarih araştırması için ücretsiz kullandığı yapay zekâ programlarından bilgi ister. Yapay zekânın hazırladığı dosyaları kopyalayıp, yine Word dosyasına aktararak, masa üstündeki “araştırmalar” klasörüne koyar.
  • Doktor randevusunu hatırlar ve hastaneye gider. Kan tahlilleri, röntgen
  • Birden, önceki gün hastanede yaptırdığı kan tahlili sonuçlarından kafasına takılan sorulara yanıt alma isteği ile yine bir yapay zekâ uygulamasını açar ve tahlil sonuçlarını uygulamaya yükler. Yapay zekâ yaptığı analizi onunla paylaşır: “ürik asit ve HDL kolesterolünüzle Trigliserit yüksek görünüyor, isterseniz sizin için bir diyet planı yapayım” yanıtını “evet” yazarak olumlu karşılar. Yapay zekânın önerdiği diyet planı ve haftalık yemek programını kopyalayıp, laptopunun masaüstüne bir Word dosyası olarak bırakır. “Doktora gitmeye gerek yok” diye düşünür.
  • Laptopunun masaüstüne koyduğu dosyaların çıktısını almak için yazıcısının güç düğmesini açar, boş kağıtları kontrol eder ve “yazdır” komutunu vererek, belgeleri yazdırır.
  • Yemek tarifini alıp, mutfağa gider, malzemeleri elektrikli robottan geçirip yemeğini pişirmeye başlar. Mikrodalga fırında derin dondurucudan çıkardığı kıymayı çözdürüp, robottan geçenlerle karıştırır. Bütün malzemeyi bir fırın tepsisine koyar ve elektrikli fırını istediği dereceye ayarlayarak çalıştırır. Çarliston biberleri iyice yıkayıp, bıçakla küçük bir kesi atarak airfryer’in sepetine koyar ve onun da sıcaklığını ve zamanlayıcısını ayarlayarak çalıştırır.
  • Çamaşırları makineden alıp, elektrikli kurutma dolabına koyar, kuruyanları hızla ütüleyip, kaldırır.
  • Yemek pişerken mobil telefonundan arkadaşlarıyla görüşür. Facebook’un uyarısı ile öğrendiği, bir yakınının doğum gününü kutlar.
  • Mobil telefonundan mobil bankacılık uygulamasına girerek bu ayki maaşının yatıp yatmadığını kontrol eder. Otomatik ödeme talimatı verdiği elektrik, su, internet, telefon faturalarının ödenip ödenmediğini kontrol eder, öğrenci kızına harçlığını havale eder.
  • Laptopunun başına oturup bu kez Youtube uygulamasında bir sinema filmi bulur ve izlemeye başlar, sıkılınca müzik sayfalarını açıp biraz blues dinler, ondan da sıkılınca bilgisayarında sakladığı PDF kitaplardan birini açıp, bıraktığı yerden okumaya devam eder.
  • Telefonunun alarmı ilaç vaktinin geldiğini harlatır. Düzenli kullandığı ilaçlarını alır.
  • Vakt-i kerahat gelir, karanlık basar. Evin ışıkları açılır. Akşam yemeği için sofra hazırlanır. Buzdolabının buzluğundan buz alınır, akşamlık kadehine konulur. Yemekler de servis edilir, afiyetle yenir ve içilir.
  • Bulaşıklar makinaya konur, rahat koltuğa TV karşısına geçilir. Maç yayını zamanıdır, heyecan doruğa çıkar.

Yukarıda sıraladıklarım sıradan bir insanın sıradan bir gününün özeti. Bir de kamu ve yerel yönetimlerle özel sektörün bir gününün boyutunda; ulusal güvenlikten adalete, sağlıktan eğitime, iletişimden spora, üretimden tüketime, her alanda yaşananları düşünelim. Neredeyse her şey için elektrik enerjisinin sürekliliği gerekiyor.

Ya birden bir güç dünyadaki elektrik enerjisinin fişini çekiverirse?

Sıradan insanlar için ne aydınlatma lambaları kalır ne de elektrikli tıraş makinesi, elektrikli semaver, buzdolabı, elektrikli yumurta pişiricisi, cep telefonu, televizyon, bulaşık makinesi, elektrikli süpürge, elektrikli robot süpürge, çamaşır makinesi, elektrikli cezve, SMS mesaj, WhatsApp, Facebook, Instagram ve diğer uygulamalar, Laptop, internet, elektronik posta, Google, Word dosyası, yapay zekâ programları, yazıcı, mikrodalga fırın, elektrikli fırın,  airfryer, elektrikli kurutma dolabı, ütü, mobil bankacılık, otomatik ödeme talimatı, havale, Youtube, telefonunun alarmı, buzdolabının buzluğu…

Ya kamu ve yerel yönetimler, özel sektör? Ne güvenlik ne adalet ne de diğerlerinin toplum düzeninde esamesi kalır.

Bütün bunlar eskiden de yoktu ama hayat bir türlü akıp gidiyordu. Gaz lambaları, jilet, çaydanlık, tel dolap, telle çırpmalar, bıçakla doğramalar, leğende yıkamalar, mektup, hokka-divit, kömürlü ütü, bankada gişe sıraları, transistörlü radyoda maç anlatımları, mikrofonda tiyatrolar, erken yatıp erken kalkmalar çabuk unutuldu. Benden önceki iki kuşak bunları hiç yaşamadı bile. Belki siyah beyaz dönemi filmlerde izleyebilirler.

Birden birisi fişi çekiverirse son iki kuşak dışında kalanlar bir şekilde durumu idare edebilirler belki. O son iki kuşak ise teknolojik gelişim sürecinin tanığı olmadıkları için lambasız, internetsiz, Instagram’sız, yapay zekasız, cep telefonsuz yapamazlar. Bir zaman için hayat durur diye düşünüyorum. Yurttaş sorumluklarının önemli kısmını bu fişe takılı enerji sayesinde kolayca yerine getiriyorlar. İzlemesi de denetlenmesi de kolay oluyor.

Kendi adıma söyleyeyim: birden bir güç dünyadaki elektrik enerjisinin fişini çekiverirse benim için geceleri gaz lambası ışığında kitap okumak ve yazı yazmak çok zor olacak. Diğerlerini “doğal hayat bahanesiyle” bir şekilde halledebileceğimi sanıyorum. Ne yani, Likya’da elektrik mi vardı? 😊

2

Yorum, görüş ve önerileriniz