Microlight

0
120

ÖLÜDENİZ’E TEPEDEN BAK

Kitap Adı:     TÜRKİYE'DE ÖLMEDEN ÖNCE YAPMANIZ GEREKEN 101 ŞEY ( s/124 )
Yazarı:        AKDOĞAN ÖZKAN
Yayın Evi:     İNKILAP KİTABEVİ
Yayın Tarihi:  2008

DİKKAT: Bu kitabın her türlü yayın hakları Fikir ve Sanat Eserleri Yasası gereğince İnkılap Kitabevi Yayın Sanayi ve Ticaret A.Ş’ye aittir. Fethiyedays.com internet sayfası olarak; yayın evinden gerekli tüm izinler alınarak sayfada paylaşılmıştır.

Ovacık, Fethiye – Muğla

1983 yılında tabiat parkı ilan edildi. Almanya’nın en yüksek tirajlı gazetesi olan Bild’in 2006 yılında düzenlediği ” dünyanın en güzel sahili ” konulu ankette yüzde 89 ile en yüksek oyu alarak birinci seçildi. Onun için ” Tanrının dünyaya bağışladığı cennet ” diyenler de var. Turkuaz renkli suları ve eşsiz kumsalıyla Pasifik Okyanusu’ndaki lagünleri andırsa da, aslında eşsiz bir yer Ölüdeniz.
Bizler onu fotoğraflarda çoğunlukla havadan görsek de, oradayken hep karadan bakmışız, maalesef ”büyük resmi” (!) gökyüzünden görüldüğü şekliyle kavrayamamışız. Oysa Belcekız kumsalından Dilburnu’na doğru uzanan plajı ve çevresini, arkada Gemile Adası ve Kayaköy’ü, hatta Kelebekler Vadisi’ni havadan görmek mümkün. Yüksekliği deniz seviyesinden bir anda 1975 metreye uzanan Babadağ’ın arka planında bu eşsiz manzarayı gökyüzünde doyasıya seyredebilirsiniz. Hatta o güzel lagünü gökyüzünden fotoğraflayıp, ” artık benim de gökyüzünden çekilmiş bir Ölüdeniz fotoğrafım var ” diyebilirsiniz. Bunun için bir uçak kiralamanız ya da helikopter tutmanız gerekmiyor. Bir motoru ve yelken kanatları olan küçük, micro – light (mikrolayt) adı verilen uçan araçlarla bu olağanüstü deneyimin tadını çıkarabilirsiniz. Micro – light, ağırlığı 300 – 495 kg arasında değişen bir ya da iki koltuklu, çok hafif bir hava aracı. Tandem tipteki araçlarla yapılan uçuşlarda pilot önde, yolcu arkada oturuyor.
Micro – light uçuşları Fethiye – Ölüdeniz arasıdaki Hisarönü yakınlarında bulunan Ovacık pistinden gerçekleştiriliyor. Fly South isimli seyahat acentesince gerçekleştirilen 20 dakikalık uçuş için -2006 ücretleriyle – 58 pound ödüyorsunuz.
Tıpkı uçaklardaki gibi levye ile yönetilen bu araçlar harika bir uçuş zevki tattırıyor. Rotax motoru olan Aquilla marka araçlarda güvenlik ön planda. Uçuş sırasında motor gürültüsünden rahatsız olmamanız ve pilotla haberleşebilmeniz için de bir çift kulaklık veriliyor.
Uçuş sırasında Babadağ’ın kızılçam ve sedir ormanlarıyla kaplı kesimlerinin tadına doyum olmaz güzelliğini görebiliyorsunuz. Antik adının ” Anticragus ” olduğunu Strabon’dan öğrendiğimiz dağın sarp kuzey yamaçlarını ve dere içlerinde nadir sığla ağaçlarının bulunduğu vadilerini görmeniz mümkün. Mendos Dağı’nın zirvesindeki futbol sahasını andıran geniş düzlüğü de.
Ölüdeniz, sizi gökyüzünden izlerken şaşırtmaya devam edecek denli özel bir coğrafya. Dünyanın en önemli hava sporları etkinliklerinden biri olan ve ilki 1999′da düzenlenen Uluslararası Ölüdeniz Hava Oyunları Festivali de tam bu nedenle her yıl ekim ayı sonlarında gerçekleştiriliyor.
Bölgeye adını veren bu eşsiz lagüne Ölüdeniz denmesinin bir hikayesi var. Söylenceye göre, bir baba ile oğlunun gemisi Yediburunlar önlerinde fırtınaya yakalanmış. Oğul yörede yaşayan Belcekız adında bir kıza sevdalı olduğu için bilirmiş bunları. Kayalara yaklaşırsa içerde bir koya girebileceklerini ve azgın sulardan kurtulacaklarını söylemiş babasına. Buna inanmayan baba ile oğul kendilerini şiddetli bir itiş – kalkış içinde bulmuşlar. Baba kayalara çarpacaklarını sandığı an o kapışmada oğlunu bir kürek vuruşuyla denize atıp dümene geçmiş. İşte tam o anda bir de bakmış ki sular duruluyor, dümdüz, çarşaf gibi bir koya dönüşüyor. Koya sığınan ve kurtulan baba günlerce ölümüne sebep olduğu oğlunun yasını tutmuş. Belcekız da sevgilisinin öldüğünü duyunca kendisini denize atarak ona kavuşmak istemiş. O günden sonra, oğulun öldüğü yere Ölüdeniz, kızın öldüğü yere de Belcekız denmiş. Efsane böyle !
Gerçek de şu ki, Ölüdeniz ölmedi, yaşıyor. Ölmeden önce Ölüdeniz’i havadan görün. Ona tepeden bakın, alın coşkuyu, basın deklanşöre, verin coşkuyu, çıkarın hayatın tadını.