NELER ÇEKTİM NELER / OHRİ GÜNLERİ – STRUGA GECELERİ ve YAĞMURDAN ÖNCE FİLMİ – METİN DENİZMEN

Makedonya’nın en sevdiğim köşesinde Ohri’de, dört hârika gün geçirdim eşimle iki ay önce. Her güne Canoe Manastırı’nın üzerinde Ohri Gölü’ne hâkim tepede başladım güneşin ilk ışıkları ile ve yine güneşin Ohri Gölü’nü son kızıl ışıkları ile tutuşturduğu o kutsal anlardan sonra terk ettim.

Ölmek için yer tercihimi sorsalar bu tepede olsun derim. Hayır hayır, bu sevdanın manastırla ilgisi yok, daha önceleri de geldim buraya ve inanın bir kez olsun girmedim kapısından içeri.

Ben, Ohri gölüne tutkunum, komşusu şiirlerin ecesi Struga’ya, Kara Drin’in kristal sularına.

Aklıma, 1994 Makedon yapımı “ Yağmurdan Önce “ düşüyor bir anda. Sanki genç keşiş adayı Kiril, tepeden manastıra koşuyor gibi geliyor bana.

Kanla beslenen ırkçılığa sessiz bir çığlıktı Yağmurdan Önce. Germeden, lânet etmeden ırkçılığın az gelişmiş kültürlerde nasıl palazlandığını anlatıyordu.

Kanla yıkanmış bir haritadan doğan yeni devlet Makedonya’da çevrilen ilk filmdi ve Oskar’a aday gösterildi, pek çok ödül aldı.

Bosna Savaşı’nda durmaksızın birbirlerini boğazlayan etnik grupların vahşiliğini anlatan üç ayrı öykü, ışık huzmeleri gibi gelir, iç içe geçer bir zaman sonra.

Silâhların ışık huzmeleri koniler oluşturup Balkan coğrafyasını aydınlatırken kanla yoğrulmuş toprakları görürüz.

Yağmurdan Önce işte bu âdi boğazlaşmaları, üç farklı öyküde öyle betimler ki, nutkunuz tutulur izlerken.

Irklar, dini inançlar yerle bir edilirken Ortodoks keşiş Kiril’in ve sanatçı Aleksander’in, Müslüman Arnavut Zamira’yı ölüm pahasına ırkçı Makedon çetelerinden koruduklarını hattâ bu nedenle öldürüldüklerini görürüz.

Makedon müzik topluluğu Anastasia’nın enstrümanları eşliğinde Manuel Teran’ın  görüntü yönetmenliğinde dramatik panoramalar ve ırkçı katillerden kaçışları insanın boğazında düğümlenir.

Bosna Savaşı’nın hâlen devam ettiği ve geriliminin hissedildiği bir coğrafyada, kanların aktığı günlerde çekilmiş olması filmi daha da anlamlı kılıyor.

Uzun lafın kısası, üşenmeyin, Youtube’da açıp izleyebileceğimiz bir film Yağmurdan Önce.

Kör inançların, bağnazlıkların faturasının hep halklara kesildiğinin bir kez daha tanığı olun.

Büyük Güçlerin Yükseliş ve Düşüşleri isimli kitabında Paul Kennedy ne diyordu; “ etnik çatışmalar, suyun demirle ilişkisi gibidir, bir damla su demiri bozduğu gibi, bir kıvılcım da, etnik çatışmaları başlatabilir. “.

Köylerde halklar birbirini vururken ortaya utanç veren acı tablo çıkmış, bu iç savaşta yaklaşık 150000 kişi hayatını kaybetmişti.

 Ohri’de Caneo tepesinde tefekkür demlerinde bir kez daha yaşadım o cehennemî günleri.

Yanı başında dünya güzeli Struga’da, Kara Drin nehri üzerindeki köprüde 1966 yılından bu yana Uluslararası Şiir Akşamları düzenlenir.

Devrimci şairimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın da bu törende Altın Çelenk ile ödüllendirilmişliği vardır;

“ Doğada ilk kirlenmedir, ülkelere bölünmesi yeryüzünün “

diyen Dağlarca…

Yorum, görüş ve önerileriniz