LİKYA’DAN KURMACA ÖYKÜLER – PONÇİKLES’E MEKTUP 4 – MÜSTEAR EFSUNOĞLU
Sevgili Ponçikles,
Emin ol, bizim Telmessos Likya’nın doğal ve kültürel zenginlikleri açısından diğer kentlerden daha güzel. Kimi zaman doğal afetler, kimi zaman da insan eliyle bu güzelliklerin tahrip edildiğini görmek ne acı! Bu mektubumda sana bazı şeylerin nasıl sonuçlanacağını önceden bilip de olacakları önleyememenin çaresizliğiyle ilgili aklımdan geçenleri anlatmak istiyorum.
Küçük bir çocukken büyükbabamın babama, onun da bana anlattığı tarihsel öyküleri ve bizzat yaşadığı anıları can kulağı ile dinler, çeşitli hayaller kurardım. Büyükbabamın babama anlattığı ve benim de babamdan duyduğum, beni en çok etkileyen anılarından biri: 241 yılında yaşanan o büyük deprem felaketiydi. Sarsıntıya nasıl yakalandıklarını, o an neler hissettiklerini ve kurtulmak için neler yaptıklarını o günü yaşarcasına babama anlattığında, o çaresizlik duygusunun temellerinde neler olduğunu da sorgulamayı ihmal etmezmiş…
Düşünebiliyor musun Ponçikles, bizim kentimiz geleceği okuyan kahinleri ile ünlenmiş. “Apollon’un Kahinleri” diye anılıyor o kehanet üstatları. Asırlardır bu beceri kuşaktan kuşağa aktarılıyor. Bugün bile Apollon Tapınağının çevresinde geleceği okuyan ve insanlara umut ya da umutsuzluk duygusu veren kahinler el üstünde tutuluyor.
Ponçikles, eşek kulaklı Midas’ın öyküsünü duymuş muydun? Bak, o öykünün temelini de bizim Telmessoslu kahinler oluşturuyor. Babamdan dinlediğim gibi aktarıyorum:
“…. Gordios sıradan bir çiftçidir. Bir gün yolda giderken, öküz arabasının boyunduruğuna bir kartal konar ve uzun sure gözünü dikerek orada kalır. Bu olaydan çok etkilenen Gordios o dönemdeki en önemli bilicilik merkezi Telmessos’a gelip bu olayı yorumlatmak ister. Telmessos girişinde Gordios, çok güzel bir kadın ile tanışır ve onun ile birlikte Apollon Tapınağı’na giderler. Ertesi sabah bir Leto rahibesinin gece gördüğü sanrıları yorumlayan bir Apollon rahibinden kehaneti öğrenirler. Gordios geldiği ülkeye kral olacaktır. Kız ile birlikte yola çıkıp geri dönerler ve ancak akşam vakti kente varırlar. Kentin kapıları kapanmıştır. Sabah gün ışıkları ile kente ilk onlar girerler. Girdiklerinde kentin bütün ileri gelenleri orada, açılan kapının arkasındadır. Kentin kralı ölmüştür ve yeni kral seçemedikleri için kâhinlere danışılmıştır. Kâhinler de sabah kente ilk gireni kral seçmelerini söylemiştir. Böylece Gordios kral, Telmessoslu kız da kraliçe seçilir.
Bu olaydan çok etkilenen Gordios, öküz arabasını saraydaki tapınağa getirtir ve kartalın konduğu yere çok sağlam bir düğüm atar. İşte ünlü “Gordion Düğümü” bu düğümdür. Kraliçe ile birlikte çok çalışırlar ve kenti geliştirirler. Bu nedenle kentin adı, Gordios’tan dolayı Gordion olur.”
Gordios ve Telmessoslu kız mitolojideki ünlü kral Midas’ın ebeveynleriymiş. Midas ise, Apollon ile bir çoban arasında yapılan müzik yarışmasında, Apollon’un tarafını tutmadığı için kulakları eşek kulağına çevrilen ünlü kralmış. Hatırladın değil mi?
Babamın anlattığına göre, Makedonya Kralı Büyük İskender, Halikarnassos’u kuşattığı sırada; Telmessoslu bilici Aristander’in rüya yorumlarından ve kehanetlerinden etkilenerek, yakın adamlarından birinin ihanetinden kurtulmuş. Bu olaydan sonra baş kâhin olan Aristander’i seferleri süresince yanından ayırmamış. Yalnızca İskender mi? Antik dönemlerin birçok ünlü kralları da güçlerini Telmessoslu kâhinlerin kehanetleri ile artırmışlar.
Asıl ilginç olan ise; Telmessosların MS 141 ve 241 yıllarında yaşanan çok şiddetli depremlerin öncesinde başlarına geleceği kâhinlerden öğrenmiş ve depremleri büyük can kaybı olmaksızın atlatmış olmaları. Büyük dedem işte o 241 yılında yaşanan depremde canını kurtarıp, yaşama tutunanlardan biriymiş. Apollon bilir ya, belki bundan sonraki çağlarda yaşanacak olan depremleri yine bu toprakların öngörülü insanları önceden bilecek ve alınan önlemlerle can kayıpları yaşanmayacak…
Benimkisi elbette bir kehanet değil, temenni. Ama insanoğlu bir garip. Önceden yapılan uyarılara kulak asmayıp, yaşadığı cenneti cehenneme, hayatını da eziyete dönüştürmeye pek meraklı.
Telmessos’ta doğaya, kültüre duyarlı o kadar çok bilge Telemessoslu var ki, her daim bu güzel kentin taşına – toprağına – ormanına – suyuna – denizine dokunulmasın diye çırpınıyorlar. Dokunulursa ilerde başımıza hangi felaketlerin geleceğini anlatıyorlar. Kâhin değiller, olmalarına da gerek yok. Çünkü görünen köye kılavuz istemez.
Sorarım sana Ponçikles, bugüne kadar bilge kişilerin başımıza gelecek kötülüklere, doğal ve kültürel varlıklarımızın tahrip edilmesine karşı yaptıkları uyarıları dikkate alan oldu mu?
Üzerinde Perikles’in kabartması olan çil çil Likya paracıklarını istiflemek uğruna yapılan bu tahribatları sağ olsaydı da Likya’nın unutulmaz önderi görseydi ne derdi acaba?
Sağlıcakla kal Ponçikles, Apollon’a emanet ol…




