FETHİYE’DE CUMHURİYET ÖNCESİ İNŞA EDİLEN KAMUSAL YAPILAR – TUNÇ TOKAY

Bu makale, 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı İmparatorluğu döneminde Meğri Kazası’nda (Fethiye) inşa edilen ve Cumhuriyet döneminde de işlevini sürdüren önemli kamu yapılarını incelemektedir.

Makalenin Amacı ve Kapsamı:

Bu çalışmanın amacı, Fethiye’nin kentsel gelişimine ve toplumsal hizmetler ağına temel teşkil eden bu yapıların inşasını, dönemin koşullarını ve Cumhuriyetin ilk yıllarındaki kullanımlarını ortaya koymaktır. Meğri’deki belediye teşkilatı 1874 yılında kurulmuş olup, bu gelişim süreci içerisinde Hükumet Konağı, cami, hastane, gümrük idaresi, okullar ve liman tesisleri gibi hayati öneme sahip binaların inşası hız kazanmıştır.

Dönemle İlgili Bilgiler ve İnşa Süreçleri:

19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başlarında Meğri’deki kamu yapıları, toplum içi dayanışmanın ve hayırseverliğin önemli bir göstergesi olarak ortaya çıkmıştır.

  • Finansman ve İşbirliği: Birçok yapının inşası, halkın ve ileri gelenlerin katkılarıyla gerçekleştirilmiştir. Örneğin, kasabadaki mevcut caminin yetersiz kalması üzerine 1901 yılında ibadete açılan Yeni Cami’nin inşasında, Rodoslu Hacı İbrahim Ağa yirmi bin kuruş bağışlamış ve kalan masraflar hayırsever halktan toplanmıştır. Yine 1906 yılında gündeme gelen Hastane Projesi için ilçe ileri gelenlerinden yaklaşık iki yüz lira bağış toplanmış, Kaymakam ve eşraf bu girişimde önemli rol oynamıştır. Hatta kordon yapımı gibi altyapı projeleri bile Ziraat Bankası’ndan faizle borç alınması ve halktan toplanan paralarla yürütülmüştür.
  • İdari Yapılar: 1885 yılında yeni bir Hükumet Konağı yapımına başlanmış, eski bina yıpranmış durumdaydı; bu bina adliye işlevi de görmüş ve arka ek yapısı hapishane olarak kullanılmıştır. Ticari malların vergilendirilmesi ve denetlenmesi için kritik öneme sahip olan Rusumet Dairesi (Gümrük İdaresi Binası), mevcut memurları barındıramaması nedeniyle yenilenmesi ve genişletilmesi uygun görülerek 1907’de kordon üzerinde inşa edilmiştir. Ayrıca 1902 yılında Debboy-u Hümayun yapımına başlanmış ve bu bina uzun süre Kışla olarak hizmet vermiştir.
  • Eğitim ve Sağlık: 1893 yılında ahalinin yardımıyla bir Rüştiye Mektebi inşa edilmiş. Rum cemaati tarafından yapımına başlanan ve 1906’da açılan bir okul ise, 1920 yılında Türkler tarafından kullanılmaya başlanmış ve daha sonra 1949’da Atatürk İlkokulu adını almıştır. Cumhuriyetin ilanıyla birlikte, Fethiye Hükumet Tabipliği 1923’te hizmete girmiş, bu tabiplik 1938 yılında 15 hasta yatağı barındırmıştır. Ayrıca Fethiye’de 1922 yılında Rumlara ait bir eczane bulunmuş, Rumların ayrılmasıyla bu eczaneyi Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk eczacılarından Bekir Sıtkı Yerguz işletmeye başlamıştır.

Yapıların Akıbeti:

İncelenen yapıların kaderi, Fethiye tarihi için dönüm noktası olan 1957 depremi ile yakından ilişkilidir. Cumhuriyet döneminde hizmet veren bu yapıların büyük bir kısmı depremde hasar görmüş veya yıkılmıştır. Deprem nedeniyle yıkılan yapılar arasında Hükumet Konağı, Yeni Cami (BOA, ŞD, 6 Zilhicce 1302, 1381/23), Rusumet Dairesi, Belediye binası ve Atatürk İlkokulu bulunmaktadır. Buna karşın, 1891 yılında Karagözler semtinde inşa edilen ve çok dayanıklı malzemeden yapıldığı belirtilen Hamam, 1957 depreminde hasar görmemiş ve halen kullanılmaktadır.

Bu makale, 19. yüzyıl sonu Meğri’sinden Cumhuriyet Fethiye’sine miras kalan bu binaların, kentin idari, ticari ve sosyal yaşamındaki önemini ve doğal afetler karşısındaki dayanıklılık/kırılganlık durumlarını gözler önüne sermektedir.

Hükumet Konağı

1885 yılında, Meğri’deki Hükumet Konağı oldukça yıpranmış durumdaydı. Bu nedenle yeni bir hükumet konağı yapımına başlandı. Bina tamamlanana kadar geçici olarak bir konak kiralandı. Bu konağın 600 kuruş olan kirasının ödenmesiyle ilgili yazışmalarda, inşaat bitene kadar kira bedelinin, kiralanmasından itibaren aylık olarak ödenmesi uygun görüldü.

Adliye işlevi de gören binanın arkasındaki ek yapı hapishane olarak kullanıldı. 1957 depreminde hasar görmesi nedeniyle yıkıldı.

Yeni Cami

Fethiye Yeni Cami

Meğri’de ortaklaşa kullanılan okul, hastane, hükumet binası ve cami gibi yapıların inşasında hayırsever kişilerin katkılarını görüyoruz. Bu, toplum içinde önemli bir dayanışma olduğunu gösterir. Rodoslu Hacı İbrahim Ağa, bu hayırseverlerden biriydi ve hayır işlerinde kullanılmak üzere yirmi bin kuruş bağışlamıştı. Meğri’ye geldiğinden beri eğitim ve memleketin gelişmesi, halkın refahı için tüm gücüyle çalışan Kaymakam Vekili İbrahim Edhem Bey, kasabadaki mevcut caminin Müslümanlar için yetersiz olması ve namaz sırasında sıkıntı yaşanması nedeniyle, bu parayla yeni bir cami yapılmasına karar verdi. Hükumet binasının önünde, Muğla Meclis İdaresi Üyesi Rıfat Bey tarafından, Rodoslu Dimitri‘den üç bin kuruşa satın alınan eni 32, boyu 44 metre olan arsa üzerine taş ve tuğladan bir cami inşasına başlandı. Caminin altmış bin kuruşa mal olacağı anlaşıldı. Ancak elde sadece yirmi bin kuruş olduğundan, hayırsever halktan para toplandı. Kazanın ileri gelenlerinden Rodoslu Hacı Halil Efendi on beş bin kuruş, İbrahim Efendi ise on bin kuruş değerinde kereste vereceğini taahhüt etti.

Öğretmeni tarafından bir dua okundu ve ardından kurban kesilerek, cami 1901 yılında ibadete açıldı. Cami inşasında Kaymakam Vekili İbrahim Edhem Bey ile paranın toplanmasında Hacı Halil ve İbrahim Efendiler büyük çaba gösterdiler. Yeni Cami inşaatında antik amfitiyatronun taşları da kullanılmıştır. Yine de yaklaşık on beş bin kuruşa daha ihtiyaç olduğu belirlendi. İbrahim Efendi’nin başkanlığında yedi kişilik bir kurul oluşturuldu. İnşaat için gerekli olan malzemeler zamanla sağlandı ve cami inşaatı tamamlandı. Görevliler, askerler ve ileri gelenlerin hazır bulunduğu bir törenle, rüştiye okulu 1957 depreminde hasar görmesi nedeniyle yıkıldı. (Ahenk, 5 Eylül 1913     K.Yılmaz, s.9)

Debboy-u Humayun (Kışla) binası

Debboy-u Hümayun

Meğri Kazası’nda 1902 yılında bir Debboy-u Hümayun yapılması düşünülüyordu. Bunun için kazanın ileri gelenlerinden yaklaşık 200 Lira toplanmıştı. Bugün de debboy olarak anılan yerin yapım çalışmalarına 1902’de başlandı. (Ahenk, 19 Ağustos 1902). Bittikten sonra uzun süre Kışla binası olarak hizmet gördü.

Binanın bahçesi 1957 yılında depremzedelerin geçici konaklaması için kullanıldı. Bir süre sonra deprem güvenliğinin olmaması nedeniyle yıkıldı.

Liman girişi ve fenerler

Şövalye Adası Feneri

Meğri Limanı girişi, gemilerin yaklaşması için tehlikeliydi. Limana gelmeden çeşitli adaların arasından geçmek gerekiyordu. Limanın içi ise doğu yönünde bataklıktı. Bu yüzden 1909 yılında, gemilerin daha güvenli hareket edebilmesi için buraya fenerler konması planlandı. Meğri Körfezi’nin girişindeki Kurdoğlu mevkii ile liman girişindeki Eski Meğri adasına birer fener konulması düşünüldü. (Ahenk, 6 Mart 1909)

Fenerlerin yerlerini belirlemek üzere, Erkan-ı Harbiye Bahriye’den Kolağası Ahmed görevlendirildi ve yanında Fener İdaresi Baş Mühendisi ile birlikte Meğri’ye geldi. Bu fenerlerden biri ek olarak körfezin içindeki Kızıl Adası’nın güney ucuna, diğeri ise yine liman girişindeki Şovalye ya da diğer adıyla Eski Meğri Adası’nın batı ucuna yerleştirildi. (Ahenk, 7 Nisan 1909). Modernizasyonlar sonrası halen kullanılmaktadır.

Rusumet Dairesi (Gümrük İdaresi Binası)

Meğri, iskelesinin yoğunluğu nedeniyle birçok ticari malın girdiği bir ilçeydi. Bu yüzden, bu malların doğru biçimde vergilendirilmesi önem taşıyordu. Fakat bu malların güvenli bir şekilde denetlenebilmesi için bir gümrük teşkilatının kurulması gerekiyordu. Gümrük Müdürlük Dairesi tarafından, 1893 yılında ticari malların tartılması ve denetlenmesi için gümrük görevlilerinin kalmasına yönelik bir barakanın yapılması düşünüldü. Bu konuda, il idaresinden izin istenmiş (B.O.A. İrade-i Rusumet 19 Zilkade 1310/6), büyük olasılıkla, bu istek o zaman reddedilmişti. Çünkü bu sorun daha sonra ilçede yeniden gündeme geldi ve Meğri Gümrük ve Genel Kurul memurlarının kalmaları için bir yönetim yeri ve depo yapımının gerekliliği 1901 yılında bir kez daha görüşüldü. (Ahenk, 12 Nisan 1901) Meğri Gümrük İdaresi’nin yeniden yapımı için, 27 bin kuruşun gerekli olduğu saptandı. İçinde oturulamayacak kadar yıpranmış olan idare binasının yapımı için gerekli 27 bin kuruşun, 1902 yılı yapım ve onarım ödeneğinden alınmasına izin verildi. Söz konusu idare binasının yenilenmesi ve tekrar inşa edilmesi, taşımacılığı kolaylaştıracağı ve daha güvenli yapılmasını sağlayacağı için oldukça gerekliydi. (B.O.A. İR. 7 Cemaziel Ahir 1325/8.)

Sonuç olarak, Gümrük İdaresi’nin mevcut memurları barındıramaması nedeniyle yenilenmesi ve genişletilmesi için yapımı uygun görüldü ve 1907’de kordon üzerinde inşasına başlandı. (Ahenk, 22 Teşrin-i sani 1907) 1957 depreminde hasar görmesi nedeniyle yıkıldı.

Hastane Projesi (Eski Hastane)

Meğri’de, 1906 yılında, en çok ihtiyaç duyulan hizmetlerden biri de hastaneydi. Önce, ilçenin ileri gelenlerinden Hacı Nikola Luizidi, bu konuyu gündeme getirdi. İlçe doktorlarından Vasili Mouseus, bir hastaneye ihtiyaç olduğunu belirterek bu fikri destekledi. Zaten bu, uzun zamandır halkın da isteğiydi. Bu konu için giderleri karşılamak amacıyla, yönetim kurulu ve ileri gelen eşrafın yer aldığı bir kurul oluşturuldu. Kurulda bulunanlardan toplanan gelirler aşağıda verilmiştir:

Osmanlı Lirası olarak bağışlar: Hacı Nikola Luizidi Efendi 50, Hacı Halil Efendi 50, İbrahim Efendi 20, Manol Karavenilde Efendi 30, Rodoslu Hacı Mehmet Efendi 5, Rodoslu Mustafa Efendi 5, Rodoslu Teodil Yavakim 10, Doğerlizade Bakir Ağa 5, Haranbulos Pavlidi Efendi 10, Hacı Savas Pavlidi Efendi 3, Nesim Şevhami Efendi 2, Karadenizli Ahmet Ağa 2, Arabgirli Ahmet Ağa 2, Hacı Palas Vasilyadi Efendi 2, Sonuçta, iki yüz liraya yakın bir para toplandı. İlçenin ileri gelenlerinden toplanan miktar dikkate alındığında çok iyi bir hastane yapılacağı ortadaydı. Bu hastane yapımı girişiminde Kaymakam ve ileri gelen eşrafın çok önemli payları vardı. (Ahenk, 19 Haziran 1906). Cumhuriyetin ilk yıllarında yenilenmek amacıyla yıkıldı.

Fethiye Hastanesi

Fethiye Hükumet Tabipliği

Fethiye Hükumet Tabipliği, Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte 1923’te hizmete girmiştir. (Sunay Eksen, Cumhuriyetimizin 75. Yılında Muğla İlinde Sağlık Alanındaki Gelişmeler, Muğla 1999, s. 8.) 1938 yılında tabiplikte 15 hasta yatağı yer almıştır. (Cumhuriyetin 15. Yılında Muğla, s. 87). 1965’li yıllarda Hükümet Tabipliğinde bir tabip, üç gezici sağlık memuru, beş köy grubu sağlık memuru ve 10 köy ebesi görevlendirilmiştir. (1967 Muğla İl Yıllığı, s. 234). Ancak Hükümet Tabipliği ‘ne ait bir vasıtanın bulunmaması sağlık işlerinin istenilen şekilde yürütülmesini engellemiştir. (K. Yılmaz, s. 100). İlçe merkez ve köylerinde 10 çocuk felci vakası tespit edilmiş ve çocuk felcine karşı 16.213 çocuk aşılanmıştır. (1967 Muğla İl Yıllığı, s. 235).

1926-1927 yıllarında Fethiye’de bir dispanser, bir de özel idarenin beş yataklı bir hastanesi yer almıştır. (Muğla ve İlçeleri, s. 91). Bu dönemde Fethiye’de, Pürşah Aktan adlı bir doktor görev yapmıştır. 1940’lı yıllarda ilçede sağlık işlerine, Operatör Doktor Zahit Platin, Dahiliye Mütehassısı Mithat Sakaroğlu, Hükümet Doktoru Semih Sındır, Doktor Reşat Göktepe, Dişçi Haydar Sezar bakmışlardır. (Biray Tugay, Yerel Tarih Araştırmaları Fethiye).

Bataklıklar yüzünden sık sık görülen sıtma hastalığının önlenmesini sağlamak amacıyla Muğla’da kurulan Sıtma Mücadele Kurumu’nun 1942 yılında Fethiye’de bir şubesi yer almıştır. (Cumhuriyetin 15. Yılında Muğla, s. 88). 1960’lı yıllarda Fethiye Devlet Hastanesinin yapımına başlanmış ve 1965 yılında 50 yatak kapasitesiyle hizmete açılmıştır. (Fethiye Devlet Hastanesi 1965-2005 Broşürü, s. 3).

Kordon Yapımı

Fethiye Kordonu

Mekri kazasında sahilde kordonun yapımının 1911 yılında başladığı ve inşaatın 1914 yılında hala devam ettiği anlaşılmaktadır. Belediye ve Kaymakamlık Ziraat Bankasından faiz ile borç almak suretiyle inşaatı devam ettirip kıyıyı halkın kullanımına açmıştı. Mekri’nin doğusundan batısına doğru uzanan ve iklimi bozan, dağlardan gelen suların oluşturduğu bataklığın yol açtığı olumsuzlukların giderilmesi gerekmekteydi. 15 Cemaziyelevvel 1332/11 Nisan 1914 tarihinde ihale edilen mevcut kordonun bedelinin yarısını belediye, diğer yarısını ise diğer “komisyon-u mahsusa” tarafından karşılanmış, elde edilen meblağ ile sahilin 150 metrelik kısmına kordon inşa olunabilmiştir. (BOA DH.ID. Dosya No:93 Gömlek No:7).  

Bu yolla bataklığın bir kısmı ıslah edilebilmiş böylece bir derece kötü hava izole edilmişse de, Belediye Dairesi ve Hükumet binası önüne gelen bataklıktan da kurtulmak için sahilin bu kısımlarına da kordon yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu bölümün yapılması için “keşif olarak 1000 liralık bir meblağa ihtiyaç olduğu anlaşılmıştır. 1330/1914 senesinden itibaren tekrar toplanan verginin kordon inşa ve tecdidine harcanması ve elde edilen meblağdan belediyeye pay ayrılmaması Meclis-i Umumi-i Liva kararı gereği 1329/1913 Senesinde 26.500 kuruş ihale olunan ve her yıl artan vergi temin edecek olan yeri karşılık gösterilerek senelik % 6 faizle Marttan itibaren doğrudan Ziraat Bankasınca veya komisyon marifetiyle ilgili banka sandığına aktarılmak üzere inşaat için gerekli olan 1000 lirayı Mekri Ziraat Bankasından istikraz ve ikrazına müsaade buyrulması” Mekri Kaymakamlığınca Dahiliye Nezareti’nden talep edilmişti. Bu talep Dahiliye Nezareti’nce uygun görüldü. (BOA DH.ID. Dosya No:183-1 Gömlek No:7)

Kordon Aydınlatması

Kordon aydınlatmasında kullanılan tarihi sütunlar

1903 yılında, Karagözler yöresinde, arazinin düzeltilmesi sırasında, toprağa gömülü haldeki silindir biçiminde iki sütun ortaya çıkarıldı. Bu sütunlar, İlçe Kaymakamı Şakir Efendi’nin çabalarıyla, deniz yoluyla iskeleye taşınıp kordonda çeşitli noktalara dikildi. Likya Dönemine ait oldukça değerli eserler olup, ilçenin birçok yerinde bu tür kalıntılara rastlanmaktaydı. Ayrıca Şakir Efendi, sütunlar üzerine yerleştirilecek lambalarla, ortamın aydınlatılmasının çok daha faydalı olacağı fikrini ortaya attı. İlçe eşraf ve tüccarları da, bu düşünceyi memnuniyetle karşıladılar. Bunun sonucunda, 30 Lira civarında para toplandı. İki adet lamba, sütunlar üzerine yerleştirilerek, aydınlatma sağlandı. Bu lambaların kurulmasıyla, kordon boyu ve çevresinde eskiden beri var olan on kadar fener gereksiz hale geldiğinden kaldırıldı. Böylece aynı zamanda, limana gelen ticaret gemilerinin yanaşmaları için uygun bir ortam da hazırlanmış oldu. (Ahenk, 27 Mayıs 1908). 1957 depreminde yıkıldı. Günümüzde sütunların akıbeti bilinmemektedir.

Hamam

Hamam

Fethiye’de, 1891 yılında Karagözler semtinde, Paspatır suyu akıntısında 430 m²’lik bir arsa üzerine yapılan ve halen kullanılan bir hamam vardır. Fethiye Hamamı olarak adlandırılan bu yapı, kadınlara ve erkeklere ait olmak üzere iki kısımdan ibaret olup, her iki kısımda da 10’ar kurma yer almıştır. Hamam, on dört kubbe ve altı kemerden oluşmuştur. Ayrıca, diğer hamamlardan farklı olarak alevlerin geçtiği ve cehennem delikleri olarak tabir edilen yerlerin alt kısmına, suyun nüfuz edemeyeceği şekilde bir havuz yapılmıştır. Bu havuzun üzerinde ateşe dayanıklı tuğlalardan yapılan kolonlar vardır ve bunların üzeri kayrak taşı ile kaplanmıştır. Bunların üzerinde de hamamın mermerden yapılmış olan tabanı bulunmaktadır. Burada kullanılan mermerlerin, Ege adalarından özel olarak hazırlatılıp getirildiği söylenmektedir. Hamamın duvar kalınlığı 90 cm’dir. Odunla ısıtılmaktadır. Çok dayanıklı malzemeden yapıldığı için 25 Nisan 1957 depreminde hasar görmemiştir. (Yılmaz, s.217-218).

Aziz Nikolaos Kilisesi

Aziz Nikolaos Kilisesi

Aziz Nikolaos Kilisesi, İzmirli Ioannis Halatsas tarafından 1862 yapılmıştır. Rios Kavalas’ın hibesiyle Aziz Nikolaos’a adandığı Kilisenin kitabesinde yazmaktadır. (Fethiye Müzesi arşivlerindeki 22 nolu Yazıtlı Levha -Kitabe).

Yapımından yaklaşık 40 yıl sonra, onarım gerekliliğinin oluştuğu ve tamirat yapılması konusunda bir talep yapılmış ve 27 Şubat 1902 tarihli telgrafta Mekri’de bulunan, Rum Kilisesi’nin tamirine müsaade edildiğine dair Aydın Mutasarrıflığı’na yazı gönderilmiştir. (BOA DH.MKT. Dosya No:2440 Gömlek No:84)

Eski Rüştiye Mektebi

Rüştiye Mektebi

Eğitimle ilgili olarak XIX. yüzyılda hatta XIX. yüzyılın sonlarında 3 Rebiülahir 1311/14 Ekim 1893 tarihinde ahalinin de yardımıyla Mekri’de bir rüştiye inşa edildiği görülmektedir. Kaymakamlık Rüştiye Mektebi’ne öğretmen tayin edilmesi ve bir an evvel gönderilmesini talep etmektedir. (BOA BEO Dosya No:4032 Gömlek No:302394; BOA DH.MKT. Dosya No:184 Gömlek No:92). 26 Safer 1322/12 Mayıs 1904 tarihinde sadaret kaleminden Maarif Nezareti’ne gönderilen yazıda; Mekri’de olan Rüştiye Mektebi’nin yeniden inşasına karar verilmiştir. (BOA BEO Dosya No:4216 Gömlek No:316180).

Atatürk İlkokulu

Atatürk İlkokulu  

Mekri’de bulunan Rum cemaati 19 Muharrem 1314/30 Haziran 1896 tarihinde bir mektep inşa etmek için yazışmalara başlamıştır. Rumlar Mekri merkezde bulunan Ayanikola Rum kilisesinin bahçesine bir odalı mektep inşası için Rum Patriği’nden talepte bulunmuşlardır. Yazıda Rumların 91 hanede erkek ve kadın olmak üzere 380 nüfusu bulunduğunu, mektebe ihtiyaçları olduğunu belirtmişlerdir. Mektebin Ayanikola Kilisesi’nin malı olması gerektiğini de bildirmişlerdir. Mektebin kilise bahçesinde tulen 25 metre 25 santim, arzen 25 metre ve irtifacı (yükseklik) 8,5 metre olarak inşasına ve masraflarının Nikola Luizidi tarafından karşılanacak olmasında Şura-yı Devlet Dahiliye Dairesince mahzur olmadığı onaylanmıştır. (BOA BEO Dosya No:4133 Gömlek No:309832).

1904 yılında Hacı Nikola Luizidi tarafından yapımına başlanan okul, 1906 yılında açılmıştır. 1. Dünya Savaşı yıllarında eğitime ara veren okul, 1920 yılında Fethiye Zükur İptidai Merkezi adı ile Türkler tarafından kullanılmaya başlanmıştır. (Muğla İl Yıllığı 1973, s. 117). Bu okul 1926 yılında Fethiye Muhtelit Mektebi, 1927 yılında da Birinci İlkokul adını almıştır. 1936 yılına kadar sıvasız olarak kullanılan okula, 1939 yılında su ve 1940 yılında da elektrik tesisatı yapılmıştır. 1949 yılında Atatürk İlkokulu adını alan okul, 1957 depreminde yıkılmıştır. Okul bahçesine yapılan barakada 1959 yılına kadar Yunus Nadi İlkokulu ile birlikte çift öğretim yapılmış, daha sonra Yunus Nadi İlkokulu’nun Karagözler Semti’ne taşınması ile normal öğretime devam edilmiştir.

Un Fabrikası

Tüccarlar, uğraştıkları ticari alanlar doğrultusunda, yapılar inşa etmişlerdir. Kasaba tüccarlarından Hacı Yani Konstantîno, Mekri’de bir un fabrikası açma girişiminde bulunmuş ve gerekli izin belgesini 1908 yılında almıştı. (İttihad 25 Teşrin-i sani 1908).

Yani Kostantino, inşa ettirdiği fabrikası için yurt dışından getireceği makinelerin vergiden muaf olması amacıyla 18 Zilkade 1326/12 Aralık 1908 tarihinde dilekçe vermiştir. Dilekçe üzerinde yapılan değerlendirmede makinelerin vergiden muaf tutulmasına karar verilmiştir. Belgenin ekinde yurt dışından getirilecek makinelerinin listesi verilmiştir. Listede bulunan bazı aletlerin isimleri şu şekildedir: Taştan tekerlekli iki tane değirmen, tafsilat-ı müteferrika (çeşitli ayrıntılı parçalar), eşcar (ağaçlar/ahşap parçalar), makara, kayış tertibatı, silindir elek ile laver (buğday temizlemek için), pompa, müceddid hava tefrikçi, bir demirci makası, bir tane torna, bir müdevvir biçki, bir tane örs, bu son makineler için biletimle aletler, hinta (buğday) temizleme aleti, kalburlar, aspiratör ve otarar, biçici aleti, kırma aleti, daneleri temizleme makinesi, hinta taşlarını çıkarma aleti, dakikleri (un) karıştırma makinesi, nakl ve refi eylemek (taşıma ve kaldırma) aletidir. Bu listede bulunan 28 adet makinenin listeden 6 tanesi silinmiştir. (BOA MF.MKT. Dosya No:184 Gömlek No:49)

Eczane

Fethiye’de 1922 yılında Rumlara ait bir eczane yer almıştır. (Türkiye’nin Sıhhi ve İctimâi Coğrafyası, s. 74). Rumlar, 1922 yılında Yunanistan’a kaçınca, bu eczaneyi, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk eczacılarından olan Bekir Sıtkı Yerguz işletmeye başlamıştır. Daha sonra oğlu İskender Yerguz, 1944 yılından itibaren kırk yılı aşkın bir süre Fethiye Eczanesi’nde eczacılık yapmıştır. 1960’lı yıllarda ilçede bulunan Fethiye, Yeni ve Akdeniz eczaneleri Atatürk caddesinde yer almıştır. (K. Yılmaz, a.g.e., s. 102).

Fethiye Belediyesi

Belediye

Megri Kazası’nda belediye teşkilatı, 1874 yılında kurulmuştur (K. Yılmaz, s.736). Belediyenin işlerini düzgün bir şekilde yürütebilmesi için halkın desteği de sağlanmıştır. 1900 yılında deprem nedeniyle yıkılan belediye binası, 1902 yılında yeniden yapılmış (K. Yılmaz, s.9) ve 1957 depremine kadar kullanılmıştır.

Gazhane

Gazhane

Fethiye 1928 yılına kadar aydınlatma için gaz yağı kullanmıştır. Bu amaçla 1908 yılında gazhane inşa edilmiştir. 1928 yılında Hacı Arif Işık ve Köylü Şirketi ile yapılan sözleşmeyle kasabanın ışıklandırılması bu şirkete verilmiştir. (K. Yılmaz, s.9)

Ulaşım

Kayaköy Yolu

Kaza içindeki yolların yapımı konusunda, halktan para toplama yoluna başvurulmuştu. Toplanan paralar, yolların tamiri ya da inşası için kullanılmaktaydı. Merkez kazaya iki saat uzaklıktaki Kayaköyü’nün yollarının yapımı için, uzun süre halktan para toplanmıştı. Kaya mükellefleri, 1895 senesinden itibaren 1902’ye kadar yol bedeli olarak Ziraat Bankası’na para yatırdılar. Bu yatırılan meblağ, 1902 tarihinde Ziraat Bankası sandığınca Belediyeye devredilmiş, meblağın belediyece alınmasıyla Kayaköy yolunun inşasına başlanmıştı. (Ahenk, 14 Temmuz 1902).

KAYNAKÇA:

1. Başbakanlık Osmanlı Arşivi

2. Milli Kütüphane Arşivi

3. Kazım Yılmaz, Her Yönüyle Fethiye

4. Suleyman Konukcu, Salnâmelere göre Megri 1879 -1908

5. Meral OĞUZ, Bir Yapının İzini Sürmek Aya Nikolas Kilisesi

6. Biray Tugay, Yerel Tarih Araştırmaları Fethiye

7. Ahenk Gazetesi (İzmir)

8. Zekai Eroğlu, Muğla Tarihi

9. 1967 Muğla İl Yıllığı

10. Kalliopi Fotoğraf Arşivi

4

Yorum, görüş ve önerileriniz